Kalpten Kalbe Derneği olarak kuruluş amacımız başlangıçta devlet koruması altında yaşayan dezavantajlı genç kızlarımızın, yaşıtlarıyla benzer olanaklara kavuşmasına ve 18 yaşında yetiştirme yurdundan ayrılmadan önce, dünyada tek başlarına ayakta kalabilecekleri donanımı edinmelerine destek olmaktı.
Zamanla bu misyonun yanına, ihtiyaç görme derdinde olanların kalplerini, ihtiyacı olanların kalpleriyle birleştirme, toplumumuzun kuruluşundan bu yana temelini oluşturan «imece», «yardımlaşma», «komşun açken tok yatmama» kültürünü canlandırma ve kolaylaştırma hedefimizi koyduk.
Elbette her iki hedefimiz için de, gönüllülerimizin kalplerinden koparıp bize verdikleri emek, zaman, tecrübe desteği ve tabi maddi desteklerden faydalanarak küçüklü büyüklü projeler yaptık. Bu sayfada, projelerimizden örnekler bulacaksınız.
El ele verdiğimizde daha güçlü, gönül gönüle verdiğimizde yıkılmaz oluyoruz.
Gerek yeni bir hayata başlamak üzere olan gençlerimize, gerek mevcut hayatında zorluklar yaşayan her yaşta kardeşimize destek olmaya, hayatın gülümseyen yüzünü onlara göstermeye gayret ediyoruz.
Başkasına umut olmanın dalga dalga yayılan ve herkese dokunan güzelliğine şahit oluyoruz hep birlikte.
Kurucu kadrosu eğitmenlerden oluşan bir dernek olmanın faydalarını, devlet korumasında yaşayan kızlarımızla gerçekleştirdiğimiz eğitimlerde ve seminerlerde her seferinde yeniden yaşıyoruz.
Bu eğitimlerin en önemlilerinden biri, kızlarımızın iletişim becerilerini geliştirecek; onları gerçek dünyada, diğer insanlarla iletişim kurarken; kendilerini anlatırken, seçim yaparken, adım atarken, hayat kurarken destekleyecek; önce kendilerini, sonra iletişimde oldukları insanları tanımalarını sağlayan 4 günlük eğitimimiz ve onun 8 haftalık devamı…
Bir diğer keyifli eğitimimiz, insanların psikolojilerinde, karar vermelerini ve davranışlarını nelerin etkilediğine dair gerçekleştirilen deneylerin anlatılmasını konu ediyor. Bu eğitimle ve eşlik eden küçük oyunlarla amacımız, kızlarımızın karar verme mekanizmalarını doğruya yöneltmelerine, verdikleri kararları onlar farkında olmasa da nelerin ve kimlerin etkileyebildiğini anlamalarına destek olmak.
Onlar, geleceğin genç kadınları… zor hikayelere doğdular, hayatlarının ilk adımlarını o zor hikayelerin içinde attılar. Sonra onlarla yollarımız kesişti ve tek derdimiz onlara bunun böyle devam etmek zorunda olmadığını, isterlerse her şeyin mümkün olduğunu, dönüşmenin kişinin kendi elinde olduğunu anlatmak oldu. Birlikte her çalıştığımızda, her sohbet ettiğimizde etrafta aynı fısıltı dolaştı…. “birlikte, mutlu bir yeni hayat mümkün”…
Çocuk Evleri’nde toplumla entegre olarak devlet korumasında yaşayan kızlarımızla, onların keyif aldıkları etkinliklerle hem tasarladıkları, hem ürettikleri; hem eğlendikleri, hem öğrendikleri atölyeler tasarladık!
Bu atölyelerde hayatlarını tasarlayarak ve üreterek sürdüren gönüllü hocalarımız, bu yetkinliklerini kızlarımızla paylaştılar.
Her genç kız ailesi gibi, biz de birlikte çalıştığımız ve dolayısıyla kendimizi ailelerinin bir parçası gibi hissettiğimiz kızlarımızın özel günlerinde de onlarla birlikte olmaya çalışıyoruz.
Bu özel günler; doğumgünleri, yılbaşı gibi kutlanacak güzel günler olabildiği gibi, pandemi, deprem gibi zor zamanlar ya da sadece birlikte zaman geçirmek istediğimiz çeşitli etkinlikler olabiliyor. İşte onlardan birkaç örnek…
Derneğimize katkı sağlamak ve sesimizi daha uzak yerlere duyurabilmek için kendi el işlerimizi, zihin işlerimizi, gönül işlerimizi paylaştık…
Kalbe iyi gelen buluşmalar gerçekleştirdik…
Kızlarımız için.
Atölyelerimiz
Shakespeare’in Kızları – Tiyatro Atölyesi
Bir yaz gecesi, sahne bu kez 14-18 yaş arası devlet koruması altındaki kızlarımızındı…
Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Gökçe Kurt Elitez yönetiminde çocuklarımızın sanatla buluşmasına destek olmak için hayata geçirilen tiyatro projemizde “Bir Yaz Gecesi Shakespeare’in Kızları” sahnedeydi.
Bu kez Shakespeare’in kadınları susmadı; hikâyelerini, duygularını ve seslerini sahneye taşıdılar.
Sanatın iyileştirici ve umut büyüten gücünde he birlikte buluştuk…
Bazen dünyayı değiştirmek için en büyük olmak gerekmez. İlk adımı atmak yeter.
Kalpten Kalbe Derneği iş birliğiyle, devlet himayesindeki 7-11 yaş arasındaki çocuklarımızın sanatla buluşmasına destek olmak için hayata geçirilen “Gökyüzünü İten Kuş” tiyatro projemiz sahneye kondu.
Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Gökçe Kurt Elitez yönetiminde sahneye konan oyunda, küçücük bir Serçe’nin kocaman bir gökyüzüne karşı verdiği mücadele; bize cesareti, dayanışmayı ve vazgeçmemeyi hatırlattı.
Hepimiz oyunun sonunda şunu hatırladık: Hiç kimse sadece küçük değildir.
Rumeli Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileriyle bir araya geldik ve genç arkadaşlarımızla iyilik yapmayı, iyilik yapmanın metotlarını, iyilik projelerini konuştuk.
Sohbetin sonunda bir iyilik projesi yapmak üzerine bir pilot çalışma yaptık ve bu çalışmayı gerçeğe dönüştürmek üzere sözleşip bu keyifli günü noktaladık.
Bir şef, bir tiyatrocu, bir host, bir polis, bir peyzaj mimarı, bir matematik öğretmeni… pek çok mesleğin en başarılı temsilcileri bir araya gelip, devlet korumasında yaşayan kızlarımıza mesleklerinde başarılı ve mutlu olmanın püf noktalarını anlattılar.
Kalpten Kalbe Derneği olarak düzenlediğimiz bu özel etkinlikte, ilham veren hikâyelerle bir araya geldik.
Kimi zaman bir söz, kimi zaman bir hayat hikâyesi…
Birbirimize ışık olmanın, umut olmanın ne demek olduğunu yeniden hatırladık.
Çünkü inanıyoruz ki;
Doğru bir rol model, bir çocuğun hayalini değiştirebilir,
Dikişle ilgilenen ve bu alanda kendilerini yetiştirmek için gönüllü olarak aylar süren Filiz Gökdemir atölyesine katılan kızlarımız, hem diktikleri kıyafetleri sergileyebilmek, hem de elleriyle ürettiklerinin hayatlarını da dönüştürdüğünü benzer hayatlara sahip arkadaşlarına gösterip, onlara da umut olmak istediler.
Bu amaçla devlet tiyatrosu sanatçısı Gökçe Kurt Elitez ve tiyatrocu Pınar Ergün önderliğinde hazırladıkları tiyatro gösterisini arkadaşlarına sundular. Hazırladıkları gösteri, hem yazılı, hem görsel basında yoğun ilgi gördü.
“Kendi hikâyeni yazmaktan korkma. Çünkü en güzel hikâyeler, cesaretle başlar.”
Programın ilk atölyesinde Sevgili Filiz Gökdemir ile kızlarımız kendileri için harika çantalar tasarladılar ve onları dikiş makinesinde elleriyle hayata geçirmeyi deneyimlediler…
Atölye sonrasında dikiş ve tasarımla ilgilendiklerini fark eden genç hanımlar belirlendi ve onlar Filiz hocalarıyla bu alanda daha fazlasını öğrenmeye karar verdiler.
İlk adımlarına şahitlik etmek çok heyecan vericiydi..
“Sen bir damlasın… çok kıymetli, ama tek bir damla. Denizin içinde olmanın tadını çıkar.”
İkinci atölyemizde kızlarımız, Sevgili Aslı Aydoğdu ile çiçeklerin dilini öğrenmeyi, onları ihtiyaçlarına göre bir araya getirip kendi zevklerine uygun aranjmanlar yapmayı öğrendiler.
Çiçeklerin de kendileri gibi canlılar olduğunu bir kez daha fark edip, onlara ve toprağa dokunmanın rahatlatıcı etkisini deneyimlediler.
Çiçekleri, çiçek gibi kızlarımızın ellerinde görmek çok güzeldi.
“ Hayatın karşına çıkardığı güçlüklere, ışığını parlatacak fırsatlar olarak bak. Zor evet, ama “zor”lanmadan gelişemiyoruz. Pes etme.”
Üçüncü atölyemizde Sevgili Fatma Nur Bayraktar ile her genç hanımın en sevdiği alanlardan birine girdiler; zevklerini yansıtan takılar üretmeyi, taşların dilini anlamayı, renklerin dansını yönetmeyi öğrendiler.
Taşlar, boncuklar, zincirler ellerinde rengarenk küpelere, kolyelere dönüştükçe; insanın isterse kendini nasıl da güzelleştirebileceğini gördüler. Onların bu deneyiminde yanlarında olmak, büyük mutluluktu.
Kızlarımızla yepyeni bir macerada; seramik ve cam atölyemizde, içimizdekileri hiç konuşmadan anlatmanın, renklere fısıldamanın, fırçalara dans ettirmenin yollarını öğrendik..
Babalar günü dolayısıyla dernek gönüllülerimizle bir araya geldik.
Derneğimizin ilk mezunlarından bir kızımızın sunumuyla gerçekleşen etkinlikte, çok kıymetli psikoterapist Prof. Dr. Kemal Sayar baba olmak ve baba-çocuk ilişkileri üzerine önemli bilgiler paylaşırken, Türkiye’nin ilk «kalpten baba»sı Serkan Özübek ile duygu dolu bir sohbet gerçekleştirdik.
Devlet Tiyatrosu sanatçısı Gökçe Kurt Elitez’in masallarıyla içimizdeki çocuğa seslenirken, hemen ardından koruyucu aile olmak üzerine konuştuk.
Babalar günü, Kalpten Kalbe Derneği’nde neye karşılık geliyorsa, hepsinin kendine yer bulduğu bu etkinlikte, Gazze’yi de unutmadık.
Dr. Fit olarak bilinen Uzman Doktor Eyyüb Yılmaz gönüllülerimize TulipTurban Şal sponsorluğunda muhteşem bilgiler verdi. Sağlıklı bir kahvaltı eşliğinde dinlediğimiz bilgileri, bizzat deneyimleme şansı da bulduğumuz etkinliğin geliri, ihtiyaç sahibi ailelere destek amacıyla kullanıldı.
Çocuklar ve gençler için “Sürpriz Kitap”, yetişkinler için “Kör Kitap” uygulaması, aslında dünyada gitgide popüler olan bir uygulamanın Türkiye uyarlaması… Kitabın adını, konusunu, uzunluğunu, kapağını hiç bilmeden, yalnızca üzerindeki küçük notlara bakarak seçiyoruz. İster kendimiz için, ister sevdiklerimize hediye etmek için.
İçinden çıkan kitap, daha önce okuduğumuz bir kitap olsa da, yepyeni bir kitap olsa da, hayatın tam da bu anında ihtiyacımız olan kitap olduğuna inanıyoruz.
Peki bu kitapları neden alıyoruz?
Bu uygulamada 1 kitap = 3 mutluluk. Kitaplarımızın satışından elde edilen gelir, şu anda devlet koruması altında olan ve birlikte çalıştığımız kızlarımızın hayata hazırlanmasına harcanıyor. 18 yaşında yurttan ayrılmadan önce kızlarımıza çeşitli eğitimler, atölyeler, kitaplar ve yaşıtları gibi kolayca erişemedikleri yiyecekler, deneyimler sağlayarak, onları yeni hayatlarına hazırlıyoruz. Yani alacağınız her kitap, bir genç kızın hayatında bir iyilik pırıltısı, bir parça mutluluk oluyor.
2. mutluluk, kitabı alan kişinin. Bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki, hiç tanımadığımız birine yaptığımız iyilik, hem fiziksel, hem ruhsal sağlığımıza iyi geliyor.
3. mutluluk ise, bu kitabı hediye ettiğiniz, paylaştığınız insanlara…Kocaman gülümsemeler yerleştirmek üzere gerçekleştirdiğimiz Kalpten Kalbe Projeleri devam ediyor…
Siz de sevdiklerinize sürpriz bir kitap hediye etmek istemez misiniz?
Atatürk Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü işbirliği ile, Çocuk Evleri’nde yapılan yemek yarışmasının finalini, düzenli olarak Sevgili Refika Birgül’ün mutfağında gerçekleştirmeye başladık.
Her yıl, finale kalan çocuklarımız Refika Birgül’ün Miras kitabındaki tariflerle yarışıyorlar. Sonunda lezzetlerin ve kardeşliğin kazandığı yarışmamızda, çocuklarımız mutfakta ne kadar yetenekli olduklarını, Refika’nın Mutfağı ekibinin gözetiminde hepimize göstermeye devam ediyorlar.
Ocaklar ve tezgahlar, final günlerinde kahkahalara ve emeğe el sahipliği yapıyorlar.
İnsanın, kendisini en iyi hissettiği yerlerden biridir mutfak. Sebzeleri keserken, sosları karıştırırken, etleri kavururken, fırının ısısı o güzel kokularla yüzünüze çarparken, dünyanın kötülüklerini, zorluklarını, imkan eksikliklerini unutursunuz ve başka bir dünyaya kavuşursunuz; kokuların, seslerin, tatların, dokunuşların dünyası… Bıçak sesleri, cızırtılar, hamurun dokusuyla birleşen şekerin çıtırtısı, dilimizde çeşit çeşit tatlar, yemeğin üzerine eğildiğinizde baharatlarını bile ayırd etmenizi sağlayan kokular… Sıcağın ve soğuğun, pişmişin ve çiğin dünyası… İnsanın içindekini dışarı çıkarabileceği ve başkalarına lezzet olarak sunabileceği bir nimetler dünyası…
İşte biz de kızlarımız için; hem bu terapatik ortamdan faydalansınlar, hem de temel yaşam becerilerinden önemli bir tanesini edinebilsinler diye Refika Birgül ve ekibinin önderliğinde bir «Mutfak Atölyesi» kurduk. Öncelikle uzun çalışmalarla fiziki mutfağımızı, İstanbulda’ki ÇODEM (Çocuk Destek Merkezi)’lerden birinin bünyesinde inşa ettik. Ardından da derslerimiz başladı.
Üstelik atölyemizi, İşkur’la gerçekleştirdiğimiz işbirliği sonucu bir meslek kursuna çevirdik ve atölyemizden mezun olan kızlarımız içinde, bir restoranda çalışmaya başlayan ve bir gün kendi restoranını açmak isteyen yardımcı şeflerimiz oldu.
"Güzel şeyler hayal ettiğinizde birçok duygu ve birçok insan mucizevi bir şekilde bir araya geliyor." diyen sevgili Refika Birgül’le Mutfak Atölyemiz, en uzun süren projelerimizden biri olmaya ve her yıl yenilenerek yeni kızlara yemek dünyasının kapılarını açmaya devam ediyor.
NOT: Bu keyifli atölyeye malzeme desteği vermek isterseniz, bize başvurabilirsiniz.
Anlatıcılık atölyesinde masallarını yazan kızlarımızdan 6’sı, hocalarının gözetiminde masallarını bir tiyatro oyununa çevirmeye karar verdiler ve ortak bir senaryo yazdılar. Doğum sancılarıyla geçen haftaların sonunda bir taraftan senaryoları son halini alırken, bir yandan biz de dekorlarını, kostümlerini, ışıklarını, biletlerini, sahnelerini hazırladık.
Oyun günü kostümleri ve makyajlarıyla birlikte tüm cesaretlerini de kuşanıp, ilk kez sahneye, seyirci önüne çıktılar ve cesaretlerinin karşılığını ayakta alkışlanarak aldılar.
İşin ustalarından masalları dinleyen, onlardan masalların alt yapılarını, mesajlarını, başını sonunu oluşturmayı öğrenen; müzikle, edebiyatla, tarihle, sembollerle nasıl beslendiğini anlayan kızlarımız, sonunda kendi masallarını yazmaya karar verdiler.
Bir güneş kızın, karanlıklardan ve çaresizlik mağarasından çıkıp, onu yok etmek isteyen ejderha ile savaşıp, kendi aydınlığını oluşturmasını, yaşamı, doğayı, inancı, kendine güveni tanımasını anlatan masallarını yazdılar. Her biri ayrı ayrı yöntemler kullandılar ejderhayı yenmek için. Ama sonunda hepsi başardılar.
Bu masalı yazarken, kendi içsel travmalarını seslendirdiklerini, onları sağaltmanın ilk gerçek adımını attıklarını belki de hiç fark etmediler…. Ama biz gördük… hepsinin masalını, biraz nemlenmiş gözlerimiz ile dinledik.
Eğer çocukluğunuzda size masallar anlatmış bir büyükanne, büyükbaba, anne, baba, teyze olmuşsa bilirsiniz; masallar hem aklımızda kalışıyla, hem bizi bu dünyadan başka dünyalara uçuruşuyla, hem de hayal gücümüzü besleyişiyle, yıllar geçse de unutamadığımız keyifli bir yanıdır çocukluğun. Masalda mesaj verilebir… masalda değerler öğretilebilir… masalda çocuk normal hayatta ifade edemediklerini anlatabilir… masalda çocuk, masaldan çıkıp gerçek hayata dönmenin güvenini hissedebilir… masalı anlatan kişi ona sarıldığında, hep sığınacağı bir limanı olduğunu anlayabilir… İşte biz de istedik ki, anne babaları masal anlatmamış çocuklarımıza, kendi masallarını yazma şansı verelim. Elbette bunun ilk adımı masalları dinlemekti… Sonrasında da anlatmak… yazmak…
Devlet Tiyatrosu sanatçısı sevgili Gökçe Kurt Elitez liderliğinde gönüllülerimizin desteğiyle, İstanbul’un çeşitli ÇODEM’leri ve Sevgi Evleri ile birlikte masal şenlikleri düzenledik. Masallar dinledik, masallarımızı anlattık. Dış dünyadan seyircilerimizi de masallarımıza şahit tuttuk.
Diğer pek çok etkinliğimiz gibi, bu projemizin de yola çıkışındaki temel amaç, kızlarımızın travmalarını, doğrudan değil ama dolaylı yollardan anlatmalarını, dışarı atmalarını ve yerini gerçek ve güzel bir hayat hedefiyle doldurmalarını sağlamak, çocukluklarındaki eksiklikleri; şimdi, yetişkinliğe bir adım kalmışken tamamlamalarına destek olmaktı.
Aynı Gökyüzünün Yıldızlarıyız – Geleceğin Yıldızlarına Işık Ol
Kızılay işbirliği ile, Suriyeli mülteci genç kızlarımızın toplumumuza uyumlanması için kendileriyle drama, masal anlatma etkinlikleri gerçekleştirdik. Böylece yeni bir toplumda, kendilerini doğru şekilde ifade edebilmelerine destek olduk. Yaşamlarını doğru temeller üzerine kurabilmelerini ve dahil olduğu yeni toplumda kültürel çatışmalar yaşamamaları adına, kültürler arası benzerlikler ve farklılıklar üzerine çalışmalar gerçekleştirdik.
Hedefimiz, başarı potansiyellerine rağmen çeşitli zorluklarla karşılaşan ve hayallerini gerçekleştirmek için destek arayan mülteci genç kızlarıma umut olmak, onlara elimizi uzatmaktı.
Pandemi döneminde hepimiz yaşadığımız mekanlarda kapalı kaldık. Sağlık içindi, ama sıkıldık, yalnız hissettik. Kızlarımız da böyle hissetmesin diye birlikte sinema etkinlikleri yaptık; film izleyip burger, pizza, noodle partileri yaptık.
Hem sağlığımızı koruduk, hem de her koşulda birbirimizin yanında olduğumuzu görüp güvende hissettik.
İnsan galiba ailesini ve sevdiklerini, özel günlerde daha çok arıyor. Biz de bu nedenle özel günlerde, devlet koruması altındaki, bizlere emanet güzel kızlarımızla daha çok vakit geçirmeye çalıştık.
Birlikte hediyeleri, partileri; güzel yemekleri ve müziği, sohbetleri ve çılgın dansları paylaştık. Mesela yeni yıla girerken…
Aile sıcaklığından uzak yaşamak durumunda kalan kızlarımızın, yeni aileleri olan yurt anneleri, yurt arkadaşları,öğretmenleri ve gönüllülerimizle birlikte eğlenecekleri ve ne kadar değerli olduklarını yeniden fark edebilecekleri doğum günü partileri düzenliyoruz.
Mumları en güzel dileklerimizle, hep birlikte üflüyoruz! Hediyeler, pastalar, konseptler, sanat gösterileri, oyunlar, yarışmalar… ısınan kalpler, mutluluk umuduyla başlayan yeni yaşlar için..
Hollandalı bir bilim adamı, insanların karar verme davranışlarının kökenini ve onları doğru ya da yanlış karara neyin sürüklediğini, iyi insanların bile nasıl zaman zaman kötü şeyler yapabildiklerini araştırmış.
«İnsan nasıl davranışları sergilerse, ne yaparsa önce kendisini, sonra çevresindeki insanları, arkadaşlarını doğru, ahlaklı davranmaya yönlendirebilir»i, anlamak için insan davranışları üzerine olan deneyler…
15 günde bir düzenli olarak ziyaret ettiğimiz bir Çocuk Destek Merkezi’ne her gidişimizde kızlarımızla bu deneyleri paylaşarak ve onların da yorumlarını dinleyerek, kızlarımızın önce kendisini, sonra etrafımızdakileri ve karar verme mekanizmalarını anlamalarını ve dönüştürmelerini sağlamaya çalıştık.
Bir mekan düşünün… hayatınızın bir sürecinden başka bir sürecine geçerken, o derin yol ayrımında size ev sahipliği yapan… küçücük ve ürkek kalbinizi, nihayet bir eve kavuşturacak olan… hiç unutmayacağınız… hep rüyalarınızda göreceğiniz… gözyaşlarıyla ve gülümsemelerle hatırlayacağınız… Kendinizi kimsesiz, devlet korumasında bir çocuk bilirken, bir koruyucu aileye sahip olabilmeniz için görüşmelerin yapılacağı, mekanın sıcaklığının yüreğinize dokunacağı bir oda...
Beykoz Sosyal Hizmet Merkezi'nde derneğimizin desteği ile Danışmanlık Görüşme Odamızın açılışını gerçekleştirdik. Amacımız Beykoz Sosyal Hizmetler binasında, çocuk, aile ve yetişkinlere danışmanlık hizmeti verilerek, onlarla daha sağlıklı ve etkin bir iletişim kurulacak keyifli bir ortam oluşturulmasına destek olmaktı.
Gönüllü aile kavramı, dernek olarak çok önemsediğimiz ve içselleştirdiğimiz kavramlardan biri.
Biz de dernek gönüllülerimiz ile birlikte üç genç kızımızın hayata hazırlanmaları için her süreçte onların yanında olduk. Eğitimlerinde, iş arayışlarında, barınma sorunlarının çözümünde, gerekli tedavilerinin takip edilmesinde ve tüm genç kızlar gibi, benzer olanaklarda bir hayat yaşama gayretlerinde yanlarında olduk.
Kolay değildi; üzüntü, yorgunluk, stres ve mutluluk, huzur, gururu bir arada yaşadık. Galiba tüm genç kız aileleri gibi…
İlk Adımın Kolay Olsun: Yetiştirme Yurdundan Sonra Ev ve İş Desteği
Aileleriyle adli sorunlar yaşayıp devlet korumasına alınan kızlarımızın yerleştirildiği Çocuk Destek Merkezleri’nden 18 yaşını doldurup ayrılan kızlarımızın, kendi başlarına yaşayacakları hayatlarına güvenli bir geçiş yapabilmeleri için:
Üniversite eğitimine devam etmek isteyen kızlarımızın özel ders, dershane ve kurs ücretlerini karşıladık,
Üniversite eğitimine evinden hazırlanma imkanı bulan kızlarımızı, evden çalışma platformlarıyla buluşturduk,
Okula devam eden kızlarımıza harçlık ve yurt desteği sağladık,
İlk evlerini kuracak kızlarımıza kira ve eşya yardımı yaptık,
Çalışmak isteyen kızlarımızın güvenli iş yerlerine yerleştirilmeleri için kendilerine destek olduk,
Bu çalışmalar sırasında devlet kurumlarıyla ve diğer Sivil Toplum Kuruluşları ile iş birliği yaparak, kızlarımızın sonraki süreçte en uygun desteği almalarına yardımcı olduk.
Gerek kurumda kalan, gerek evinde olup imkanı yetmediği için üniversiteye hazırlanamayan çocuklarımızın, eğitim fırsatı bulmasını çok önemsiyoruz.
Bu alanda kendi imkanlarımızla özel ders, dershane desteği vermeye çabalarken, Zeynep’imizin ihtiyacına koşan Doping Hafıza’yı da burada anmadan geçemezdik.
Kendileri gibi taze fidanlara cansuyu verdiler. Derneğimizin açılış döneminde, kendilerinin kullandığı çalışma salonu ve dinlenme alanının peyzajını yapan Babil Peyzaj'ın usta elleri ile birlikte bir başka canlı için ellerini kirletmenin, toprağa dokunmanın, sessiz canların dilini anlamanın, ihtiyaçlarını karşılamanın ilmini öğrendiler.
Almaktan çok vermenin nasıl iyi geldiğini, ustaları ve bizlerle birlikte deneyimlediler.
İyilik iyiliği çeker... Biz de keyifle buna şahit olduk.
Sevgili Sezen'imiz, Şarkın hem bize hem kızlarımıza çok iyi geldi :)
Bir genç kız Şimdi 18'inde İnci gibi korunduğu mercanından Tek başına hayata çıkıyor Zihninde ve dilinde Tek bir soru…
«Ne Yapayım Şimdi Ben?»
Yanımızdaki güzel sesler
Sezen Aksu
Herkesin Sezen’i, Minik Serçe’si Sezen Aksu’muz, «Ne Yapayım Şimdi Ben» şarkısını kızlarımıza ve derneğimize armağan etti.
Çünkü biz bu şarkıyı duyar duymaz kızlarımızı düşünmüş, onların kendilerine sık sık sorduklarını bildiğimiz bu şarkıyı Sezen Aksu’dan daha iyi kimsenin anlatamayacağını anlamıştık.
Bir insanın hem elleri bu kadar lezzetli, hem yüreği bu kadar kocaman olur mu!
Sevgili Refika ve muhteşem ekibi, ne zaman ihtiyacımız olsa hep yanımızda oldular.
Çocuklarımıza yemek yapmayı da öğrettiler, onları mekanlarında ağırlayıp en güzel yemeklerini de ikram ettiler. Onlara keyifli armağanlar hazırlayıp ciddi ciddi yemek yarışması finali de düzenlediler. Hatta en sonunda bir TV programına katılıp, derneğimiz adına ödül bile kazandılar!
Hem abla, hem hoca… Hem masalcı, hem tiyatrocu… Hem dost, hem gönüllü. Sevgili Devlet Tiyatrosu sanatçısı ve Fofora Tiyatro kurucusu sevgili Gökçe Kurt Elitez, ne zaman ihtiyaç olsa, biz seslenir seslenmez bizim ve kızlarımızın yanında oldu. Onlarla günlerini, gecelerini geçirip sahneye koyduğumuz tüm oyunları hem yazdı, hem yönetti.
Biz sesimizi ülkemizde duyurmaya çalışırken, yurt dışında muhteşem bir yere ulaşmış meğer sesimiz.
Dünyaca ünlü (ve dünyanın en tatlı kızlarını çizen) illustratör Sevgili Stephanie Koning, bize kendisine verilen limonlara ekşi demeyip, onlarla tatlı bir limonata yapmayı temsil eden limon kız çalışmasını hediye etti.
Belki de hikayemiz en güzel böyle özetlenebilirdi…